Vic Finkelstein, İngiltere'de sakat mücadelesi tarihinin en önemli isimlerinden, "doğrusuyla yanlışıyla" 'sosyal modeli' ilk ortaya atan iki üç isimden biri.

Onun ünlü, "toplumsal olarak sakat engelsizler" hicvini buraya aktarırken, bu tür radikal imgelemle üretilen metinlerin içerildiğini, Finkelstein'ın köyünün çağdaş reklamlarda banka şubesi haline geldiğini hatırlayınca, nostaljiye kısmen gark olmamak mümkün değil. Bu mümkün değil ama sözün anlamının söylendiği bağlamda yattığının, öyleyse, meselenin de "güzel söz" söylemede değil, sözün sakatların sözü olarak varolabilme koşullarının kurulmasında yattığının farkında olmak mümkün.



Sakatlığı yadsımak, ya da yadsımamak... [To Deny, or Not to Deny Disability, 1981]

Sakat insanlar, yaşadıkları toplumlardaki sıradan etkinliklere katılımdan dışlanmalarına karşı her zaman mücadele etti. Ancak bu yakınlarda, bu mücadeleler daha da ilerledi. Sakat insanlar özgürleşmek için örgütlenmeye başladı ve toplumsal ayrımcılıkla mücadele eden ve sayıları giderek artan gruplara katılmış oldu. Artık kendimizi derinden inceliyoruz, maruz kaldığımız davranış ve tutumları ve sakatlıktan ne anlaşıldığını inceliyoruz. Farkettik ki, bizim tarihimizi araştıran, analiz eden, inceleyen ve önümüze kendi çözüm önerilerini koyanlar neredeyse her zaman bizden olmayanlar olmuş. Gittikçe fazla sayıda sakat insanın "özürlülük uzmanlarıyla" deneyimi oluyor ve biz bu ilişkinin varsaydığı mağduriyetin gittikçe daha fazla farkına varıyoruz. Sakat insanların yaşamı üstüne sürekli bu diğer kişilerin araştırma yapması sakatlığın doğasında mı yatıyor? Ama, sakatlık ne ki?

Çoğumuz için şu geçerki: bizi mücadelemizde birarada tutan şey, toplumun bize uyguladığı ayrımcılık. Toplumumuz farklı fiziksel sakatlıkları olan kişileri toplumsal olarak sakatlıyor. Öyleyse, toplumsal sakatlığın nedeni, fiziksel sakatlıkları olan insanları hesaba katmayan ya da çok az dikkate alan toplumsal ilişkilerdir. Eğer bu tanım doğruysa, fiziksel durumlarını hesaba katmayan hayali bir toplumda diğer toplumsal grupların da toplumsal olarak sakatlanabileceğini ispat etmek mümkün olmalıdır. Bu tür bir toplumda, fiziksel olarak sakat kişilerin engelsiz-bedene sahip olmaları mümkün olurdu!

Bakalım, dünyayı tersine çevirip, sakatlığın toplumsal kaynaklı bir sorun olduğunu gösterebiliyor muyuz. "Engelsiz"in "sakat" ve "sakat"ın "engelsiz" olacağı,  ve böyle bir dünyada da sakatlığın kabul edilmesi ve toplumun ona uyarlanması yerine, sakatlığın yadsınıp yok edilmesinin daha sağlıklı olacağını aynı mantığı takip ederek gösterebileceğimiz bir tersine-dünya.

Farzedelim, sakatların yalıtılmasını savunanlar tamamen başarılı olmuş olsun. Bu durumda, hepsi tekerlekli sandalye kullanıcısı binden fazla sakatın yönetimi tamamen kendilerine ait ve demokratik haklara sahip oldukları bir köyde yerleştiştiğini hayal edeceğiz. Farzedeceğiz ki, engelsizler bu köyü sık ziyaret etmiyor ve tekerlekli sandalye kullanıcılarının kendileri yaşamlarını tüm yönleriyle kontrol ediyorlar. Mağazalarda sattıkları ürünleri kendileri yapıyor, sokakları temizleyen makinaları kendileri üretiyor, kendi okul, üniversite, banka, postane, ulaşım sistemlerini işletiyor vs. vs. olsunlar. Böylece, bu köyde yaşayan için, sandalyede olmak gündelik yaşamda karşılaştığı insanların oluşturduğu dünyada herkes gibi olmak anlamına gelecektir. Televizyonda gördükleri ve radyoda dinledikleri sandalye kullanıcılarıdır. Engelsizlere çok az rastlarlar ve onları anlamazlar.

Köy yaşamını sandalye kullanıcıları kendilerine göre düzelemişlerdir. Kendi binalarını fiziksel durumlarına uyacak biçimde dizayn ederler. Bu köyde, tekerlekli sandalye kullanıcısı mimarlar zaten herkes tekerlekli sandalyede olduğu için 3 metreye varan tavanlara ya da 2 metreyi geçen kapı yüksekliğine ihtiyaç olmadığını hemen farketmişlerdir. Böylece, kapı yüksekliklerini 1.5 metrede sabitlemek ve tavanları da 2 metre civarı yapmak standart mimari prosedür olarak kabül edilir. Artık köydeki herkes mutludur; tüm fiziksel sorunlar giderilmiştir ve bu küçük toplum üyelerinin fiziksel niteliğine göre biçimlenmiştir. Sonunda binalar ve çevre onların ihtiyaçlarıyla tamamen uyumlu haldedir.

Diyelim, tüm bu düzenlemeler yapıldıktan ve yerleşik hale geldikten sonra, bir kaç engelsiz-bedenli kişi kendi isteklerinin dışında bu köye yerleşmek zorunda kalmış olsun. Doğal olarak farkedecekleri ilk şey, kapı ve tavanların yüksekliği olacaktır. Bunu doğrudan, kafalarını kapı pervazlarına çarparak farketmişlerdir. Kısa sürede, köyde yaşayan tüm engelsizler alınlarındaki morlukla işaretlenmiştir. Elbette, engelsizler köydeki doktorlara giderler, kendileri de tekerlekli sandalye kullanıcısı olan doktorlara. Böylece, köyün tekerlekli sandalye kullanıcısı doktorları, tekerlekli sandalye kullancısı psikiyatrları, tekerlekli sandalye kullanıcısı sosyal hizmet uzmanları engelsiz-bedenli köylülerin sorunlarıyla ilgilenmeye başlamıştır. Doktorlar toplumdaki engelsizlerin yaşadığı ağrı ve acılar üstüne uzman işi raporlar hazırlarlar. Onlar bu kişilerin yaralarının ve ağrılı sırtlarının (çoğu zaman iki büklüm yürüdüklerinden) nasıl da fiziksel durumlarından kaynakladığını ortaya sererler. Tekerlekli sandalye kullanıcısı doktorlar sorunları analiz eder ve tanımlarını yazıya dökerler. Derler ki, engelsiz insanlar "işlevsel yetilerinde bir kayıp ya da azalma"dan mustariptirler, bunun sonucu da handikaptır. Bu handikap onları engelli yapan bir "dezavantaj ya da edimsel kısıtlanmaya" neden olmuştur.
{ICIDH ile dalga geçiyor, aşağıda Waldschmidt'in yazısına bakınız}.


Tekerlekli sandalye kullanıcısı doktorlar ve ilgili uzmanlar köyün engelsiz üyeleri için kısa süre içinde özel yardım gereçleri dizayn etmeye başlamışlardır. Tüm engelsiz-bedenli kişilere sürekli takmaları üzere özel olarak güçlendirilmiş kasklar verilmiştir (köy bunları bedava dağıtmıştır). Engelsizleri tekerlekli sandalye kullanıcısının yüksekliğinde tutacak biçimde bükerken sırtlarını destekleyen çelik korseler dizayn edilmiştir. Bazı doktorlar işi, bu acı çeken zavallılara dair, onlar da tekerlekli sandalye kullanamadıkları sürece, hiçbir umut olmadığı görüşünü dillendirmeye vardırmışlardır; hatta bir kişi engelsizlerin doğru boya gelmesi için ampütasyona tabii tutulmaları gerektiğini öne sürmüştür. Engelsiz-bedenli sakatlar birçok soruna neden olurlar: iş istediklerinde, kimse onlara iş vermez. Onların sorunlarını anlamak için özel uzmanlar yetiştirmek gerekmiştir ve bakımları için yeni meslekler yaratılmıştır. Engelsiz bir kişi televizyon muhabiri olmak için başvurduğunda, fiziksel durumunun bu işi yapmaya yeterli olup olmadığına karar vermek için özel bir tıbbi komitenin toplanması gerekmişti. Sonucunda, bedeninin durumunun bu iş için uygun olmadığına karar verildi. Vaka raporunda, tekerlekli sandalye kullanıcısı doktor sürekli kask takan bir muhabirin kabul edilemez olduğunu belirtti. Giydikleri çelik korse nedeniyle engelsizler sürekli iki büklüm olduklarından kamera bir engelsizin sadece kafasının tepesini çekeceği için, bu kişi röportaj yapamazdı. Tekerlekli sandalye kullanıcısı doktor, onlar iki büklüm dururken yüz ifadelerini görmek ve göz göze bakmak kolay olmadığından engelsiz-bedenli kişiyle iletişim kurmanın ne kadar zor olduğunun iyi bilindiğini yazısına ekledi.

Zaman içinde, bu engelsiz-bedenli sakatların yaşamlarını sürdürebilmeleri için köyde özel yardım toplanması gerekli oldu. Bağış toplamak için gönüllü dernekleri kuruldu, birçok dükkan, mağaza, barlara müşterilerin bozukluklarını bırakmaları için ters çevrilmiş bir kask yerleştirildi. Kaskların üstünde "Engelsiz-bedenli Sakatlara Yardım edin" yazıyordu. Bazen dükkanın köşesinde cansız bir engelsiz modeli dururdu, karakteristik biçimde iki büklüm, ve sırtında bozukluklar için bir kutuyla.

Ama bir gün, beraber oturup sorunlarını tartışırken, engelsiz bedenliler bütün bunları yapan tekerlekli sandalye kullanıcılarının kendilerine hiç danışmadıklarını farkettiler. Farkettiler ki, bu sorunlara hiçbir zaman bu sorunları deneyimleyenlerin baktıkları açıdan bakmayan tekerlekli sandalye kullanıcılarının hayal edemeyecekleri çözümler olabilir. Engelsiz-bedenli sakat insanlar belki de sorunlarının toplumsal çözümlerinin olabileceğini farkettiler --kapıların ve tavanların yüksekliğinin değiştirilmesini önerdiler! Yalıtılmaya ve dışlanmaya karşı bir örgüt kurdular. Elbette, bunu gören bazı tekerlekli sandalye kullanıcıları engelsiz-bedenli sakatların, sakatlıklarını kabul edemedikleri ve uyum sağlayamadıkları için bunları yaptıklarını ve engelsiz-bedenliler toplumsal değişimin ve tekerlekli sandalye kullanıcılarının tutumlarını değiştirmesinin gerekliliğini hararetle savunduğu için kompleksli olduklarını düşündüler. Hatta, engelsiz bedenli sakatlar, sakatlıklarının toplumsal dönüşümle beraber yok olacağını bile iddia ediyorlardı!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme